
|
| Tweet |
Bir Güvenlik Korucusunun Kaleminden: Vatan ve Geçim Nöbeti
Yazan: Mirza KAYĞAŞ
Bizim hikâyemiz; henüz bıyığı terlememiş gençlerin, ellerinde tüfek, yüreklerinde koca bir memleket sevdasıyla dağlara vurduğu o günlerde başladı. O zamanlar dünya bizim için sadece gördüğümüz zirvelerden, beklediğimiz pusulardan ve telsizden gelen bir cızırtıdan ibaretti. Gecenin ayazında, uçurum kenarlarında, sessiz pusularda beklerken tek bir gayemiz vardı: Ay-yıldızlı bayrağın gölgesini her taşın üzerinde hissettirmek. Bekârdık, gençtik; sırtımızdaki çanta ağır gelmez, ayazın sızısı içimize işlemezdi. Çünkü bizim ilk sevdamız, ilk aşkımız vatandı.
Zaman Akıp Gitti, Hayat Çiçek Açtı
Zaman su gibi aktı. O genç çocuklar büyüdü, olgunlaştı ve hayatın o en mukaddes limanına, aile hayatına demir attı. Her insan gibi biz de sevdik, yuva kurduk, baba olduk. Şimdi evimize döndüğümüzde bizi kapıda karşılayan, boynumuza dolanan evlatlarımız var. Dağda geçirdiğimiz her uykusuz gecenin, tuttuğumuz her zorlu nöbetin anlamı, onların huzurla uyuyabilmesi için daha da derinleşti. Artık sadece kendi nefesimizden değil, o minik ellerin geleceğinden de sorumluyuz.
Vatan Nöbetinden Geçim Nöbetine
Ancak bugün geldiğimiz noktada, sadece vatan nöbeti tutmak yetmiyor; omuzlarımıza bir de "geçim nöbeti" dediğimiz o ağır yük biniyor.
Güvenlik korucuları olarak bizler, ömrümüzü bu toprakların güvenliğine vakfettik. Dün sadece kendimizden sorumluyken; bugün arkamızda bizden bir gelecek bekleyen, daha iyi hayat şartlarını hak eden ailelerimiz var. Bir babanın en büyük mahcubiyeti, evladının bir ihtiyacını karşılayamadığı andır. Bizler, canımızı siper ettiğimiz bu devletin gölgesinde; ailemize daha müreffeh bir hayat sunabilmek istiyoruz.
Bir güvenlik korucusu için mücadele sadece dağda bitmiyor. Şehir merkezine indiğinde; çarşıda, pazarda ve mutfak masasında başka bir nöbet başlıyor. Bir babanın en büyük kahramanlığı, evladının yüzündeki gülümsemeyi ve eşinin huzurunu koruyabilmektir. Bizler, uğrunda ter döktüğümüz bu topraklar üzerinde; çocuklarımızın daha iyi eğitim almasını, daha konforlu bir yuvada büyümesini ve yarınlara kaygısız bakmasını arzuluyoruz.
Haklı Bir Beklenti, Kutsal Bir Emek
Yıllarca omuz omuza çarpıştığımız silah arkadaşlarımızla paylaştığımız o ekmeği, şimdi evimizde çocuklarımızla huzurla paylaşmak en doğal hakkımızdır. Fedakârlığın bedeli olmaz, vatan sevgisinin pazarlığı yapılmaz; ancak görevini huzurla ifa eden bir korucunun arkasında geçim derdi olmayan mutlu bir aile olması, o nöbeti daha da güçlü kılar.
Bizler bu vatanın öz evlatları; köylerimizin ve dağlarımızın yıkılmaz kaleleriyiz. Bugüne kadar devletimizin bekası için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. Ancak büyüyen ailelerimiz ve zorlaşan hayat şartları karşısında, devlet büyüklerimizin sesimize kulak vermesini bekliyoruz.
Biz yine nöbetimizdeyiz, yine vatanımızın emrindeyiz. Ama istiyoruz ki gözümüz arkada kalmasın. Biz dağda vatanı korurken, devletimiz de bizim ailemizin huzurunu ve geleceğini muhafaza etsin. Çünkü huzurlu bir aile, en güçlü cephedir. Devletimizin şefkatli eli, her zaman olduğu gibi bu zorlu görevde de korucusunun ve ailesinin üzerinde olmalıdır...
Mirza KAYĞAŞ